Mahmut Suat Erol
Suat, Diyarbakır'ın güzel bağrından kopup gelmiş, adeta oranın çiğköfteleriyle bütünleşmiştir. Centilmenliği ve gönderdiği güllerle batılılara taş çıkartacak niteliktedir. İki seneden beri aynı yeri paylaştığımız bu sıralar bizim kavgalarımızla, neşemizle bütünleşmiştir. Onunla oturduğuma gerçekten çok seviniyorum. Her ne kadar sıranın ucunda oturduğum zamanlar olduğu gibi, kendimi yerde bulduğum zamanlar olsa bile bunların hepsine değer diye düşünüyorum. Suat'la konuşurken, insanın onun içtenliğine ve cana yakınlığına kendini kaptırmaması mümkün değil. Özellikle felsefe derslerinde beni güldürmesine ve telefonda insanı sıkmayan muhabbetlerini düşününce sonuna geldiğimizi bilmek beni gerçekten çok üzüyor.
Yazılılarda eğer Suat'ın yanına oturursanız bir megafon kullanmanız gerekir. Söylediğinizden hiçbir şey anlamadığı gibi bir güzel de uydurur. Aldığı çikolatalarla beni kıskandırsa bile yine kıyısında köşesinden koklatması, onun iyi bir arkadaş olduğunun göstergesidir. En büyük amacı Boğaziçi'ne girmek olan Suat'ın burayı kazanmak için ilginç yöntemleri vardır; bunlardan en önemlisi "yeşil yaprak yöntemi"dir. Bu yeşil yaprak odasının en belirgin köşesinde çerçevelenmiştir. Görevi de Suat'ı hırslandırmak ve harekete geçirmektir. Bu yöntem gerçekleşirse onu tarihe geçeceğine bütün kalbimle inanıyorum.
"Bazı duygular vardır ki çok yakınında hissedersin ama ulaşamazsın. İşte bu duygu başka bir duyguyu filizlendirir. Öyle güçlü ve kuvvetlendirir ki nefret bile bu duyguyu yok edemez." Sana hayatında başarı ve mutluluklar.
